Stres ve Doğurganlık İlişkisi

Stres ve doğurganlık ilişkisi göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Stresin birçok hastalığa sebebiyet vermesi gibi kişilerde de doğurganlık durumunu olumsuz yönde etkilediğini söyleyebiliriz.

Stres ve Doğurganlık İlişkisi

Kişilerin yaşamış olduğu stresin olumsuz sonuçlar yarattığı ve birçok hastalığa yol açtığını söylemekte fayda var. Düşüncelerimizin ve yaşamış olduğumuz olayların sağlığımıza olumlu veya olumsuz etki sağladığını belirtelim. Mutlu olacağınız bir durum ile karşı karşıya geldiğiniz zaman vücudunuz da hissettiğiniz o hafiflik ve haz alma duygusu sizin olaylara karşı vücudunuzun vermiş olduğu bir tepkidir aslında. Keza olumsuz bir durum ile karşı karşıya kaldığınızda da yaşamış olduğunuz anlık üzüntü ve sırasında yaşanan stres vücudunuzun size hastalık olarak sunduğu bir tepkidir. Bu durumda kişilerin doğurganlığını da olumsuz yönde etkileyen stres, kişilerin birçok sorun ile karşı karşıya kalmasına sebebiyet veriyor.

Yani stresin doğurganlığa verdiği zarar yönündedir. Tüp bebek tedavisi gören kişilerin, stresten uzak kalmaları, tedavinin olumlu şekilde sonuçlanmasına zemin hazırlanmalı ve bu tedavi sürecinde emin adımlarla ilerlenmelidir. Stresin  özellikle yumurta sayısını ve döllenmeyi doğrudan etkilediği savunulanlar arasındadır. Ayrıca embriyonun anne rahmine tutunmasında stressiz bir yaşamın etkili olduğu söyleniyor. Bu bilgiler doğrultusunda stres yönetimi konusunda eğitim alan ve almayan kişilerin kıyaslandığı bir testte, kaygı eğilimi olan kişilerin tüp bebek tedavisinde, diğer gruba göre daha başarısız olduğu ortaya sunulmuştur. Bu kapsamda yakın konuyla ilgili A. Morgan’ın yaptığı açıklamalarda karşımıza çıkıp, dikkat çekiyor. A. Morgan, doğurganlık sorunu olan bazı kadınlar üzerinde stresi düşürmeye yönelik olarak yapılan tekniklerin olumlu sonuç verdiğini belirtmiştir. Stresin doğurganlığın yanı sıra kanser gibi birçok hastalığında temel sebebi olduğunun altını çizelim.